Alevileri kızdıran Hayrettin Karaman’dan eleştirilere yanıt



Alevi genç ile sünni bir kızın evlenemeyeceğini yazan Hayrettin Karaman, tepkiler üzerine konunun çarpıtıldığını gençliğinde birçok Alevi arkadaşı olduğunu söyledi.

İlahiyatçı Hayrettin Karaman, kendisine ait internet sitesinde “Alevi inançlı biriyle sünni inançlı birisinin evlnemesi caiz midir?” sorusuna verdiği yanıtla tartışmalara neden oldu.

“ALEVİLİĞİ KORUYORSA, O GENÇ İLE SÜNNİ BİR KIZ EVLENEMEZ”

Hayrettin Karaman, verdiği cevapta şu ifadeleri kullandı;

“Alevilik babadan oğula geçen bir soy, bir kan bağı değildir. İnsan bugün Alevi, yarın dönüp Sünni veya tersi olabilir. Bu gencin ailesi Alevi olmakla beraber gencin kendisi İslam’a Sünniler gibi inanıyorsa, Amentüyü bizler gibi kabul ediyorsa o makbul bir müslümandır.

Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile sünni bir kız evlenemez. Durumunuzu buna göre inceler kararı siz verirsiniz.”

Hayrettin Karaman, bu görüşü nedeniyle eleştirilerin hedefi haline geldi.

Karaman, kendisine yöneltilen eleştirilere Yeni Şafak’ta yayınlanan “Birliğimizin düşmanları” başlıklı yazısında cevap verdi.

Sözlerinin çarpıtıldığını savunan Hayrettin Karaman, yıllar önce yazdığı yazıyı yeniden köşesine taşıyarak duruşunu ortaya koydu.

“ARKADAŞLARIMIN BİRÇOĞU ALEVİYDİ”

İşte o yazı:

“Çocukluğumu ve ilk gençliğimi Çorum’da yaşadım. Arkadaşlarımın birçoğu, ortak kültürümüzün Alevî rengine mensup aile çocukları idi. Yaramazlıkları da beraber yapardık, teravihe de beraber gider, çocukluk idraki içinde eğlenceli bir ibadet olan bu namazı birlikte kılardık. Dinî bayramlar hepimizin bayramı idi, büyüklerimiz Sünnî’si, Alevî’si bayram namazını birlikte kılar, ayrım gözetmeden bayramlaşırlardı. Büyüklerimizin şuurlarının derinliklerinde bir ayrım belki vardı, daha çok kız alıp vermede bu ayrımın su üstüne çıktığı da olurdu, ama yine de dile getirilen başka bahaneler olurdu.

Biz Alevî’si, Sünnî’si, Türk’ü, Kürd’ü, Çerkez’i, Laz’ı… ile bu ülkenin Müslüman milletiyiz, asırlardır kardeşlik şuuru içinde yaşadık ve hem nimeti, hem külfeti paylaştık. Birlik ve beraberliğe, dayanışmaya ve paylaşmaya en muhtaç bulunduğumuz bu günlerde oyuna gelip parçalanacak mıyız, birbirimize düşüp düşmanı güldürecek miyiz?

“ALEVİ KARDEŞLERİMLE PAYLAŞTIĞIMI DUYGULARIN HASRETİNİ ÇEKİYORUM”

Ben çocukluk ve ilk gençliğimi aynı dinin mensupları, bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak birlikte yaşadığım Alevî kardeşlerimle paylaştığımız duyguların hasretini çekiyorum. Köprünün altından akan sular bu duyguları alıp götüremez. Yeter ki, liderler, âlimler, ârifler, aydınlar, eğitimciler akıllarını başlarına dersin, küçük hesaplar peşinde büyük değerleri heba etme gafletinden vazgeçsin ve oyuna gelmesinler!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir